İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İncelemeye İbraz Edilmeyen Defter Ve Belgelerin Mahkemeye İbrazı

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 08.02.2019 tarihli kararı uyarınca, incelemeye ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, istenmesi halinde ibraz edilebileceğinin gerek dava dilekçesinde gerek temyiz aşamasında ileri sürülmesi durumunda, Vergi Mahkemesince davalı idarenin de haberdar edilmesi suretiyle gerekli incelemenin yapılması gerektiği hk.
Danıştay 9. Daire, Tarih : 30.09.2019, Esas No : 2016/9453, Karar No : 2019/4130

İstemin Konusu: Vergi Mahkemesinin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Dava Konusu İstem: Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği yolunda hazırlanan vergi inceleme raporu uyarınca, 2012/Ocak-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Davacının 2012 yılı yasal defter ve belgelerinin ibraz edilmesine yönelik düzenlenen yazının, ilk olarak 30.05.2014 tarihinde davacıya, ikinci olarak 14.10.2014 tarihinde davacının çalışanına tebliğ edilmesine karşın defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle, katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle salınan katma değer vergisinde hukuka aykırılık görülmediği, vergi ziyaı cezasının ise, cezanın 3 kat kesilmesini gerektiren bir fiilin varlığı ortaya konulamadığından bir kat kesilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının kaldırılması isteminin reddine, vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davalı İdarenin Temyiz İddiaları: Dava konusu ihbarnamelerin 15.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davanın süresinde açılmadığı, davacıdan defter ve belgeleri usûlüne uygun tebliğ edilen yazılarla istenilmiş olmasına karşın ibraz edilmemesi nedeniyle üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık olmadığı iddialarıyla kararın kabule ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.

Davacının Temyiz İddiaları: Defter ve belgelerin ibrazının istenildiği yazının usûlüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle, söz konusu yazıdan haberdar olmadıkları, defter ve belgelerinin incelenmek üzere mahkemeye ibraz edilebileceğinin ifade edilmesine karşın, mahkemece defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

Karar: Davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi;

Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği yolunda hazırlanan vergi inceleme raporu uyarınca, 2012/Ocak-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, Kanun’da aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanıp düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanun’un 34. maddesinin birinci bendinde de, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar yasal defterlere kaydedilmek koşuluyla indirilebileceği ifade edilmiştir.

Bu düzenlemeler nedeniyle emtia veya hizmet alışını temsil eden fatura veya yerine geçen belgenin yasal defterlere usûlüne uygun kaydedilmesi ve bu belgelerde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi, katma değer vergisi indirimi yapılabilmesinin ön koşullarıdır. Bu ön koşulların varlığının, sözü edilen defter ve belgelerin ibrazı ve incelenmesiyle saptanabileceği açıktır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesine göre, bu vergiyi indirim konusu yapacak olanlara yüklenen belgelendirme zorunluluğu dışında, indirim konusu yapılacak verginin gerçekten yüklenilmiş olması da gerekmektedir. Zira, 29. madde mükelleflere, yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanıp bu teslimler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen katma değer vergisinin indirime konu yapılmasına imkân tanımıştır. Bu nedenle, gerçekten yapılmış bir teslime dayanmaksızın düzenlenen faturalarda gösterilen verginin indirilmesi mümkün değildir.

Belgelendirme koşulunun varlığı gibi, indirim konusu yapılan verginin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığının saptanması da öncelikle mükelleflerin yasal defter ve belgelerinin, Vergi Usul Kanunu’nun 227, 171 ve 256. maddelerindeki düzenlemelere göre incelenmesini gerektirmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere ait kayıtların belgelenmesinin zorunlu olduğunu; 171. maddesi ise, vergi uygulaması bakımından yasal defterlerin, mükelleflerin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumlarıyla, vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, vergi ile ilgili işlemleri belirlemek, mükelleflerin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden denetlemek ve incelemek, bu hesap ve kayıtları yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumunu denetlemek ve incelemek amacını sağlayacak şekilde tutulmasını öngörmüştür.

Anılan düzenlemelerin sonucunda 256. maddede, saklanması zorunlu her türlü defter, belge ve karneleri muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların istemi üzerine ibraz ve incelemeye sunmaya mecbur tutulan vergi mükelleflerince, bu zorunluluğun haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi, vergi idaresinin denetiminden kaçınmak ve gizlenmek istenen durumların, karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasını da önlemek anlamını taşıyacaktır. Bu nedenle, Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin, yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabileceğine değinildikten sonra, iktisadî, ticarî ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun, iddia eden tarafından kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.

Vergi idaresine verilen katma değer vergisi beyannamelerinde yüklenilmiş vergi olarak indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin, alış belgelerinde ayrıca gösterildiğini ve bu belgelerin yasal defterlere usûlüne uygun şekilde kaydedildiğini, 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesi ve söz konusu vergilerin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığını da 29. maddesi uyarınca, kanıtlamak zorunda olan taraf, vergi mükellefleridir. Bu konuda inceleme yapılmak üzere istenen defter ve belgelerini herhangi bir neden göstermeksizin ibraz etmeyen mükellefler, yaptığı indirimin ön koşulunun varlığını belgelendirememiş, aynı nedenle verginin gerçekten yüklenildiğini vergi idaresine kanıtlayamamıştır. Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle bu belgelerin ne biçimsel yönden, ne kapsadığı emtia alışının gerçekliği yönünden incelenmesine olanak tanınmıştır. Bu nedenle vergi idaresince, indirim konusu vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterildiğini ve defterlere usûlüne uygun kaydedildiğini defter ve belgeleriyle kanıtlayamayan mükellefler adına, 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesindeki ön koşulların varlığının kanıtlanmaması nedeniyle, katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyip cezalı tarhiyat yapılmaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesinde öngörülen ön koşulun varlığı, yargı yerine ibraz edilen defter kayıtları ve alış belgelerinden saptanabileceği halde, beyannamede indirim konusu yapılan söz konusu verginin gösterildiği belgelerin gerçekten yapılmış bir teslime dayanıp dayanmadığı, dolayısıyla yüklenilmiş bir vergi olup olmadığı hususu Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda değinilen kuralları uyarınca, aynı Kanun’da vergi idaresine tanınmış denetim yetkisi ve teknikleri ile ortaya çıkarılabilecek nitelik taşımaktadır.

Tarhiyata karşı açılan davalarda ise, davacılar indirim konusu yapılan vergilerin gerçekten yüklenildiğini, Kanun’un öngördüğü belgelendirme koşullarının yerine getirildiğini yargı yerine sunabileceği defter ve belgeleriyle kanıtlayabileceklerini iddia etmektedirler. 3065 sayılı Kanun, 34. maddesindeki koşulların varlığını kanıtlayamayan yükümlülere indirim yapma olanağı tanımamakla birlikte, katma değer vergisinin yansıma özelliği, bu vergiye ait yükün, nihai tüketiciye intikal etmesini öngörmektedir. Gerçekten yüklenildiği için indirim konusu yapılan bir katma değer vergisi indiriminin, salt ön koşulun varlığı kanıtlanamadığı için reddedilmesi, katma değer vergisinin yansıma ve nihai tüketici üzerinde kalmasını öngören özelliğini bozacağından davacıların bu yöndeki iddialarının incelenmesi gerekmektedir.

Davacılar tarafından daha önce vergi idaresine ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, gerçek bir ticarî harekete ve teslime dayanıp dayanmadığı konusundaki saptama ancak, her türlü imkân ve yetki ile donatılmış vergi idaresi tarafından yapılacak incelemeyle ortaya konulabileceğinden, vergi mahkemesine sunulacak defter ve belgeler hakkında vergi idaresinin bilgi ve tespitlerine başvurulması bu amacın sağlanması için gereklidir. Yaptığı vergilendirmeye karşı açılan davanın tarafı olan vergi idaresinin, ancak yargılama sırasında ulaşabileceği defter ve belgeler hakkında, gerek biçimsel yönden, gerek belgelerin temsil ettiği hukukî muamelelerin gerçekliği konusundaki saptamaları, kendisine Vergi Usul Kanunu’nun tanıdığı yetki ve tekniklere göre yapacağına kuşku yoktur. Vergi mahkemesi tarafından, yukarıdaki saptamalardan sonra durum gerektirdiği takdirde diğer kanıtların, 2577 sayılı Kanunun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca elde edilmesi mümkündür. Burada yargı organınca, idarenin yerine geçerek herhangi bir inceleme yapılmamakta, ödenmesi gereken verginin doğruluğu konusunda yargısal denetim yapılmakta olup, bu da İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndan doğmaktadır.

Olayda, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi re’sen tarh nedeni ise de; re’sen araştırma ilkesi ile vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelenin gerçek mahiyetinin esas olduğuna dair kural gereğince, davacı tarafından defter ve belgelerin incelenmek üzere hazır olduğu, istenmesi halinde ibraz edilebileceği hususunun gerek dava dilekçesinde, gerek temyiz aşamasında ileri sürüldüğü görüldüğünden, Vergi Mahkemesince davacının ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeleri istenip ibraz edilecek olanlardan vergi idaresi de haberdar edilmek suretiyle, yukarıda değinilen incelemenin yapılıp vergilendirmenin konusunu oluşturan katma değer vergisi indiriminin dayandığı faturalarda bu verginin ayrıca gösterilip gösterilmediği, belgelerin yasal defterlere usûlüne göre kaydedilip kaydedilmediği ve temsil ettiği hukukî muamelenin gerçek olup olmadığına ilişkin herhangi bir saptama yapılmadan verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.02.2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/l sayılı kararı da bu yöndedir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz istemlerinin kabulüne, Vergi Mahkemesinin kararının bozulmasına, 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.

************************

Defter ve belgelerin vergi incelemesine ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan tarhiyata karşı açılan davada, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı gereği dava aşamasında söz konusu defter ve belgelerin mahkemeye ibraz edilebileceği, dolayısıyla bunların incelenerek karar verilmesi gerektiği hk.
Danıştay 4. Daire, Tarih : 01.10.2019, Esas No : 2014/7137, Karar No : 2019/5776

İstemin Konusu: Vergi Mahkemesinin kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

Dava Konusu İstem: Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2009/1 ila 10 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile, 2009/11,12 dönemleri tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının defter ve belgelerin ibraz edilmemesine ilişkin mücbir sebebin varlığını ortaya koymadığı gibi, zayi olduğu iddia edilen belgelere ilişkin zayi belgesi de alınmadığı, ayrıca rapor düzenlendikten ve katma değer vergisi indirimi gerçekleştirilip tarhiyatlar yapıldıktan sonra dosyaya ibraz edilen defter ve belgelerin katma değer vergisi indirimlerinin kabulü için yeterli olmayıp, ispat aracı olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, 2009/11 ve 12 dönemleri vergi ziyaı cezalarının tekerrür uygulanan kısımları yönünden; 2008 yılı katma değer vergisi tarhiyatlarının Mahkemelerinin E:2013/1869 sayılı dosyasında dava konusu yapıldığı, vergi ziyaı cezasının henüz kesinleşmemesi nedeniyle tekerrür uygulanan kısımlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden ise, hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin getiriliş amacına uygun düşmediğinden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz Eden Davacının İddiaları: Davacı tarafından, defter belgeler Mahkemeye sunularak üzerinde inceleme yapılması talep edilmesine rağmen bu talebin dikkate alınmadığı, dosyaya sunulan belgeler üzerinde araştırma ve inceleme yapılmadığı, re’sen araştırma ilkesinin göz ardı edildiği, kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Temyiz Eden Davalının İddiaları: Davalı idare tarafından, vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ve kesilen özel usulsüzlük cezasının yerinde olduğu ileri sürülmektedir.

Karar: 2009 yılı hesap ve işlemleri sahte fatura kullanımı yönünden incelenmek üzere defter ve belgeleri istenen davacı şirketin adresinde olmaması üzerine, şirket kanuni temsilcisinin ikamet adresinde defter ve belge isteme yazısının tebliğ edildiği, bu döneme ilişkin defter ve belgelerinin hiçbir gerekçe göstermeksizin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine davacı şirket hakkında düzenlenen 15.04.2013 tarih ve 2013-A-684/16 sayılı Vergi İnceleme Raporuna istinaden katma değer vergisi indirimleri reddedilerek beyannamelerinin yeniden düzenlenmesi sonucu bulunan matrah farkları üzerinden dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının yapılması ve özel usulsüzlük cezası kesilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 08.02.2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararıyla; davacılar tarafından, mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmeyen yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, bu defter ve belgeler davacıdan istenilip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi dairesinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, oluşan içtihat aykırılığının bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir.

Bu durumda, davacının ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeler istenilerek, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun anılan kararında belirtilen inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Mahkemece yeniden yapılacak olan yargılamada ulaşılacak hukuki sonuca göre tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezası hakkında yeniden bir karar verileceği de tabiidir.

Açıklanan nedenlerle; temyize konu Vergi Mahkemesinin kararının tarhiyata ilişkin kısmının oybirliği, vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının ise gerekçe yönünden … ‘in karşı oyu ve oyçokluğuyla bozulmasına, dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, karar verildi.

**************

Re’sen araştırma ilkesi, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğuna dair kural gereğince; davacı tarafından, defter ve belgelerin incelenmek üzere hazır olduğu, istenmesi halinde ibraz edilebileceğinin dava dilekçesinde belirtilmiş olması durumunda, Vergi Mahkemesi’nce yükümlünün ibraz edilecek olan defter ve belgelerden vergi dairesinin de haberdar edilerek söz konusu belgelerin gerçekten alış yaptığı emtiaya ait alış faturaları olup olmadığının araştırılması ve gerçek alış faturaları gözönüne alınarak ödenecek verginin tespiti için bu defter ve faturalar üzerinde gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği hk.
Danıştay 9. Dairesi, Tarih : 19.02.2018, Esas No : 2015/2033, Karar No : 2018/783

İstemin Özeti: Davacı adına, 2011 yılına ilişkin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2011/Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi’nin kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Karar: Uyuşmazlıkta; davacı adına 2011 yılına ilişkin defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2011/Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı, defter ve belge ibraz etmeme için ortada kabul edilebilir bir mücbir sebep bulunmadığı ve vergi ziyaı cezasına uygulanan tekerrür hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde “re’sen vergi tarhı” tanımlanmış, aynı maddenin 3. bendinde, bu Kanun’a göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemiş olması halinde maddi delillerin var olmadığının kabul edileceği açıklanmıştır. Madde hükmüne göre, defter ve belgelerin her ne sebeple olursa olsun ibraz edilmeme halinin, re’sen takdir sebebi sayılacağı kuşkusuzdur.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1/a bendinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanun‘da aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanun’un 34. maddesinin 1. bendinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler karşısında katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, indirim konusu yapılacak verginin fatura veya benzeri belgeler ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve söz konusu belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması gerekmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda re’sen araştırma ilkesi benimsenmiş, aynı Kanunun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, hakimin özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konuda bilirkişi incelemesi yaptırmaya yetkili olduğu belirtilmiştir.

Olayda, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle re’sen takdire gidilmesi yerinde ise de; re’sen araştırma ilkesi, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğuna dair kural gereğince; davacı tarafından, defter ve belgelerin incelenmek üzere hazır olduğu, istenmesi halinde ibraz edilebileceği dava dilekçesinde belirtildiği görüldüğünden, Vergi Mahkemesi’nce yükümlünün ibraz edilecek olan defter ve belgelerden vergi dairesinin de haberdar edilerek söz konusu belgelerin gerçekten alış yaptığı emtiaya ait alış faturaları olup olmadığının araştırılması ve gerçek alış faturaları gözönüne alınarak ödenecek verginin tespiti için bu defter ve faturalar üzerinde gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, bozma kararı üzerine verilecek kararda vergi mahkemesince tekerrür hükümlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi’nin kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir